Bu iddialı başlık sizi yanıltmasın. Elbette paralel evrenler ve kuantum fiziği hakkında bilimsel içerikli bir yazı olmayacak hiç bir zaman. Ve konu paralel evrenlere gelmeyi başarana dek bambaşka yollardan geçecek. Ama geçilmesi gereken yollardan, benim adıma. Bundan sonra yazdıklarımı ister tek tek birer hikaye gibi okuyabilir, ister birbirine bağlı bölümler olarak devam ederek okuyabiliriniz.
1- Karabasan – Uyku Felci
Çocukluğumdan beri bu karabasan olayı bana musallat olup durdu. Annem, kardeşlerim çok iyi bilirler ki ben uyurken garip sesler çıkarmaya çalışıyorsam eğer birileri beni hemen uyandırmalı. Uyanmaya çalışıp uyanamıyorumdur. Neden olduğunu hiç bilemedim. Aslında meseleden o kadar korkuyor ve rahatsız oluyordum ki kurcalamak istemedim.
Durum şuydu; uykumun bir yerinde uyanıyordum. Etrafıma bakarsam gerçekten bulunduğum yeri görüyordum açık ve net olarak. Ancak fazlalıklar oluyordu mutlaka. Bunlar bazen gayet korkutucu nesneler, varlıklar oluyordu, bazen sadece sıkıntı verici bir varlık hissi, kimi zaman da örümcek ya da bir takım anlamsız görüntüler. Ama o eklerin dışında ben mekanı ve orada bulunanları görebiliyordum. Ancak kalkamaya ya da konuşmaya yeltenince iş değişiyordu. Sesim çıkmıyor, elim kolum hareket etmiyordu. İşte o anda uyanmadığımı farkediyor ve endişelenmeye başlıyordum. Bu endişe ve uyanma isteğiyle umutsuzca kendimi uyandırmanın bir yolunu bulmaya çalışıyordum. Sağıma soluma bakmak yerine uyanmaya çabalıyordum. Bu defalarca tekrar ediyordu. Tekrar uyanıyordum, ama yine uyanmadığımı anlıyordum. Nihayetinde bir süre debelendikten sonra bir şekilde gerçekten uyanmayı başarıyordum. Tabii bunun üzerine hemen uykuya dalarsam aynı şeyin olacağı hissiyle bir süre uyanık kalmaya çalışıyordum. Sonra tekrar uykuya dalmadan önce de en büyük korkum kafamın içinden dolanıp geçiyordu.
Zamanla karabasanıma alıştım. Başkalarına da oluyormuş onu öğrendim. En azından yalnız değildim. Tabii onlar farklı anlatıyorlardı, üstüme birşey çökmüş gibi hissediyorum diyorlardı. Sonradan bunun tamamen geleneksel bilgilerden kaynaklı bir anlatım olduğunu farkettim. Aslında kimsenin üstüne birşey çökmüyordu.
Bu karabasanlar dışında benim de kendimce uykuyla denemelerim oluyordu elbet. Astral seyahat denemeleri örneğin. Bir gece uzun süre yaptığım denemelerin ufak bir meyvesini aldım bile hatta. Uykuya dalmadan önce bilinçli uyanıklık evresine geçmek için kendimi şartladım. Bu şekilde vücudum uykuya dalacak ancak bilincim uyanık kalacaktı. O sıralarda okuduklarıma göre bu şekilde astral bedenimi, fiziksel bedenimden ayıracak ve istediğim gibi gezecektim. Vücudumun uykuya geçtiğini hissetiğimde yavaşça astral bedenimi vücudumdan ayırdım. Bunu burada böyle her daim yaparmışım gibi anlattığıma bakmayın, benim için de yeni ve kelimelerle anlatılamaz bir histi, ama bunu anlatmak için bulunmuş kelimeler var hazır, onları kullanıyorum. Yavaşça yükselmeye başladım. Rüyalarımda sıkça yaşadığım uçmak ile benzer bir histi. Sadece bu daha gerçek ve daha bilinçliydi.
Bir miktar yükseldikten sonra tam karşımda beyaz bir zemin gördüm, kafamı sola çevirdim ve raflarımın en yüksektekiyle burun buruna geldim, üzerinde uzun süredir aradığım bir kitap vardı. O kitabı görünce, gerçeklik payı beni korkuttu ve hızla yatağıma, dolayısıyla fiziksel bedenime geri düştüm. O anda rüyada düşme hissini hatırladım. Ve anladım ki rüya denilen şey uykuda bilinçsiz astral seyahatten başka birşey değil. Bir kaç dakikalık bir denemede, birden çok rüya durumuna aklımda açıklık getirmiştim.
Yine de karabasanla ilgili aydınlanmam o gün olmadı. Evet uykuda bilinçsiz bir uyanıklık durumu olduğunu anlayabiliyordum ama bunu sonlandırmanın neden bu kadar zor olduğunu kavrayamıyordum. Zamanla astral seyahat denemelerim de son buldu, hayatım bu tür spiritüel, metafizik şeylerle ilgilenemeyecek kadar gerçek ve acı bir hal aldı.
Meditasyon yapmak dahi imkansız oldu bir yerden sonra.
Zaman geçti, karabasanlar geçmedi.
Benim rüyalarla, astral seyahatlerle, paralel evrenler ve kuantum teorisiyle ilgili fikirlerim oluştu, gelişti, değişti. Önce herşeye ruhani bir dürbünden bakarken ve herşeyin içinde bir tanrı parçası olduğundan eminken, zamanla bu, tanrı parçacığına dönüştü...
Bir zamanlar rahmetli babaannemin yanında onu taklit ederek namaz kılmaya çalışır ve gece yatağımda Allah’a annemlerin çabucak gelmeleri için dua ederken, zamanla reenkarnasyon ve kozmik bilinç gibi kavramlardan baktım dünyaya. Sonra günün birinde herşey koca bir kara deliğin içine emildi gitti. Bir sabah uyandığımda ateisttim artık. O andan itibaren spiritualizm bir tanrı arayışından ziyade kendini tanıma yolculuğuna dönüştü.
Ancak elbette kendisi yok olmayan ama anlamları ya da açıklamaları değişen şeyler oldu zamanla. Rüyalara başka tanımlar getirdim. Hatırladığımı hissettiğim ancak olmadığından emin oldum şeyler artık reenkarnasyonla ilgili değildi, paralel hayatlardan birinden yansıyan görüntülerdi. Karabasan sırasında gördüğüm şeyler başka bir boyuttan gelen varlıklar değildi de benim paralel boyutları üstü üste gördüğüm o anın sonucuydular.
Karabasanlarım zamanla azaldı. Ancak bundan bir sene önce birden bire çoğaldılar. Yaklaşık 1 ay içerisinde 5-6 karabasanla karşı karşıya kalınca, herşeyi araştırmaya pek bayıldığım halde bu konuyu nasıl olup da hiç araştırmadığıma şaşarak derin bir inceleme yaptım. Ve anlaşıldı ki karabasan denen uyku bozukluğu pek çok kültürde kötü varlıklara, güçlere yansıtılmışken aslında basit bir uyku felci durumuydu. REM uykusunu yeterince alamayan kişi bir takım dış etkenlerden dolayı zihni uyandığı halde vücudu uyumaya devam etmek istediğinden bu ikilemde kalıyor. Uyanıklık ve uyku.
Bütün hayatlarımızı ikilemleri içinde geçiren bizler, buna şaşırmamalıyız aslında. Hanginiz şu anda uyanık olduğunuzdan gerçekten emin olabilirsiniz ki? Bazen rüyalarımız öylesinde gerçek ve öylesine kabul edilir oluyorlar ki onun gerçekliğimiz olduğunu sanıyoruz uyanırken. Hiç mi anneannenizi Almanya’da getirdiği uçan kaykayınızı aradığınız olmadı uyandığınızda.
Uyku bozuklukları çeşit çeşit ver her yaşta görülebiliyorlar. Uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, çene sıkma, diş gıcırtatma... Yapılması gereken durumla gereğince başa çıkmaya çalışmak. Eğer uyku felci ya da halk adıyla karabasan durumunu sıkça yaşıyorsanız ve hayatınızı etkiliyorsa belki de profesyonellerden yardım almak gerek. Uyku kliniklerine gidilebilir mesela. Benim durumum biraz farklı.
En son uyku felci episodumda, durumu kendi lehime kullanmak geldi aklıma. Gençliğimde onlarca deneme yapıp tam olarak astral seyahati başaramadığımdan belki de bu istemsiz yarı uyanıklık işime yarar diye düşündüm. Nitekim öyle oldu. Uyandım, ışığa uzandım ancak ışık açılmadı. Sonra elime koluma dokundum ve kolumda az önceki rüyamda oraya taktığım lastiği hissettim. İşte o an uyanık olmadığımı anladım. Bir kaç kez uyanmayı denedim, her seferinde lastik kolumda durmaya devam ettiğinden uyanmadığımı anladım. Peki dedim kendi kendime, vücudun uykuda, bilincin uyanık. Hadi birşeyler yap. Yatağımdan kalktım, kapının içinden geçtim, apartmana çıktım,yükseldim bir kaç kat, fakat uzun süredir yapmayı denemediğim birşey olduğu için korktum ve yatağıma geri düştüm. Uyandım... Gerçekten uyandım bu sefer....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder